Bol oksijenli,etrafa sarılmış kozalaklarıyla çam kokulu bu doğa harikası genelde dağ ve tepeliklerin koynunda bizleri beklemekte. Şehirden bakıldığında bile göze gönüle ferahlık veren manzarasıyla hep yanımızda olduğunu hissettirmekte. Her baktığımızda hep orada olduklarını bildiğimiz için mi hiç kaybetmekten korkmadık ağaçları. Bir ağacın fidanını dikmek tabiatın süsünü oluşturmaya başlamaktı.
Oysa ki konuşsalar anlatacakları kim bilir ne çok sözleri vardır?
-Biz bir doğal hazineyiz oksijen kaynağı olduğumuz sizlerin,alıp verdiğiniz nefeslerinizdeyiz. Tüm duyu organlarınıza hitap ederiz. Renklerimizle gözünüze kuş cıvıltılı dere şırıltılı senfonimizle kulaklarınıza,misk ü anber zenginliğindeki kokularımızla burnunuza serin ve dingin ortamımızla ruhunuza sesleniriz.
Bize gelemeyenlere biz geliriz. Oturduğunuz sandalye , okuyup yazdığınız defter kitap oluruz. Verimli toprakların kayıp gitmesini engelleyen fedakar bekçileriz biz.
Ağaçlar tüm halleriyle hep bizlerle konuştular. Seslerine sağır,manzaralarına kör kalmayalım istediler. Şimdi onların bu vefalı dostluklarına icabet etme sırası bizde.
Ağaçları da beni de yaratan yaratıcıma söz veriyorum. Nerede bir ağaç görsem benim için anlamını düşünüp tefekkür edeceğim. Onları çoğaltmak ve benden sonraki nesillere bir hediye bırakmak için fidanlar dikeceğim. Bir ağacın fidanını dikmek tabiatın süsünü oluşturmaya başlamaktır,verimli toprağın akıp gitmesini engellemek,kuraklığı önlmektir.
Tohumdan ağaca doğru olan serüvenin her safhasında ben de olacağım. Geçmişten geleceğe bizleri bağlayan nice ağaçların ;ormanlaşmış kimşiklerinde benim de bir dikili ağacım olursa ne mutlu bana,ne mutlu sizlere!...
Banu Yurtsever
Yorumlar
Yorum Gönder