Ana içeriğe atla

Yeşilin En Güzel Süsü

yeşillik ile ilgili görsel sonucuOrmanlar yeşilin evi olmuş. Selvi boylu ağaçlarıyla kuru rüzgarlarıyla renklerin anlam kazandığı,mis gibi toprak kokusunu barındıran ormanlar.Issız geceleri,kuş cıvıltılı gündüzleriyle hayata mola vermek isteyenlerin yeri. Dünyada iken cennetten manzaraların seyredildiği bir mola yeri. ''Altından nehirler akan ağaçlar'' diye tasvir edilmiş bu cennet köşesi dünyevi meşgalelerden kaçıp başımızı göğsüne dayadığımız; uzunlu kısalı ağaçların gölgesinde dinlendiğiniz eşsiz bir mekan
       Bol oksijenli,etrafa sarılmış kozalaklarıyla çam kokulu bu doğa harikası genelde dağ ve tepeliklerin koynunda bizleri beklemekte. Şehirden bakıldığında bile göze gönüle ferahlık veren manzarasıyla hep yanımızda olduğunu hissettirmekte. Her baktığımızda hep orada olduklarını bildiğimiz için mi hiç kaybetmekten korkmadık ağaçları. Bir ağacın fidanını dikmek tabiatın süsünü oluşturmaya başlamaktı.
Oysa ki konuşsalar anlatacakları kim bilir ne çok sözleri vardır?
-Biz bir doğal hazineyiz oksijen kaynağı olduğumuz sizlerin,alıp verdiğiniz nefeslerinizdeyiz. Tüm duyu organlarınıza hitap ederiz. Renklerimizle gözünüze kuş cıvıltılı dere şırıltılı senfonimizle kulaklarınıza,misk ü anber zenginliğindeki kokularımızla burnunuza serin ve dingin ortamımızla ruhunuza sesleniriz.
   Bize gelemeyenlere biz geliriz. Oturduğunuz sandalye , okuyup yazdığınız defter kitap oluruz. Verimli toprakların kayıp gitmesini engelleyen fedakar bekçileriz biz.
Ağaçlar tüm halleriyle hep bizlerle konuştular. Seslerine sağır,manzaralarına kör kalmayalım istediler. Şimdi onların bu vefalı dostluklarına icabet etme sırası bizde.
    Ağaçları da beni de yaratan yaratıcıma söz veriyorum. Nerede bir ağaç görsem benim için anlamını düşünüp tefekkür edeceğim. Onları çoğaltmak ve benden sonraki nesillere bir hediye bırakmak için fidanlar dikeceğim. Bir ağacın fidanını dikmek tabiatın süsünü oluşturmaya başlamaktır,verimli toprağın akıp gitmesini engellemek,kuraklığı önlmektir.
Tohumdan ağaca doğru olan serüvenin her safhasında ben de olacağım. Geçmişten geleceğe bizleri bağlayan nice ağaçların ;ormanlaşmış kimşiklerinde benim de bir dikili ağacım olursa ne mutlu bana,ne mutlu sizlere!...
Banu Yurtsever

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zaman Treni

Bir metro istasyonundasın Seni hayata yetiştirecek olan treni bekliyorsun Fakat bu zaman treninin hızı da ne ?! Onun hızıyla birlikte koşuyorsun,durduramıyorsun... Ümitle koşuyorsun tabana kuvvet diyorsun Ve sonra geçip giden trenin ardından, Geçip giden zamanın ardından, Sen sadece bakakalıyorsun Banu Yurtsever

İslam Ve Huzur

İslamda sonsuz inanma, güvenme vardır. Bu sonsuz inanç ve güven teslimiyeti, teslimiyet razı olmayı öğretir. İslamiyeti tanıdıkça ve yaşadıkça huzurun asıl tanımını öğreniriz.  ‘’iman hem nurdur hem kuvvettir hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir’’ sözünde dediği gibi iman, insana hem nurundan saçar Hem de eline bir kuvvet verir ki o da huzurdur. İnsan teslimiyet ile tevekkülü öğrenir ve yaşatır hayatının her anında. Omuzlarındaki yük kalkınca içindeki huzurun kat ve kat Arttığını görürüz. Şükürü, insaniyeti öğretir. Sonra mütevazı ve alçak gönüllü olmanın safhaları ve   basamaklarını. Basamakları çıkarken  tek, tek  farkında olmadan hayatı öğreniriz. Hayatımızı ve amacını. Amacımızı öğrendiğimizde de imanımızı arttırmanın yollarını arar ve gerçek islamın amacı ile karşılaşırız. Unutmayın islam ve huzurun olmadığı ortamda  bir peygamber vasfı olan güvenilirlik de olmaz.

RENK GEÇİŞİ

  "Kimsenin oturamayacağı evler yapıyordu. Dokununca dağılan evler. Kül renginde, kendi de kül olan evler. Hani terastan Boğaz'a bakarsınız ya; işte öyle, insana susamış evler. Alev alev evler.'' Manzarasına tutkun... Bir dağ yamacında hayaline vurgun... Coşan dalgalar bir tuvalde hayatını çizerken o, bu mutluluğa uçurum kadar uzak, gözünün değdiği yer kadar yakın... Kanatlanışı ölüm kadar yasak... Seyrinde kaldığı hayatında tüm bakışlardan kaçarken uzak iklimlerin yakın seslerini duyuyordu. Haykırışların yankısı büyüktü. Ne olursa olsun değişmeyen tek gerçek vardı; Ayrıntılarla çok uğraşıyordu. Hayatı fazla ciddiye almaya gelmezdi. Çizdiği evler kül olurken kendini yakmasına gerek yoktu. Sevinciyle üzüntüsüyle bir değerden çok fazlalık gibi kalıyordu. Zihninin içinde yaşıyordu. İnsana hararette kızıl kum alevinde demirden oksitlenmiş toprakların içinde durmadan volta atıyordu. Kendisi dışında tüm hayatlara basıp geçmişti. Kaçak gözlerin gömülü olduğu mez...