Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SESSİZ HAYKIRIŞLAR

Sessiz haykırışlar boğar bazen kelimelerini....Gözlere devreder tüm harfleri ve melodiye tüm geçmişini.... Bir "an"a gider ve hapsolursun mutluluk adına tüm duygularına... Alışamadan alıştım demeyi öğrenirsin hece hece.... Anılar mı ? Anılar ise  bir bilmece... Peki göz pınarlarında  kuruyan, akmayı unutmuş kendini hıçkırıklara gizleyen yaşlara ne demeli?... Nefesinin söyleyemediklerin adedince kesilmesinin karşılığı hangi sözlükte bulur yitirilen anlamını? Sahi,bir bakış yeter mi tüm geçmişi önüne sermeye ...? Resimlere değen hissiyatın soyut bakışı ulaşır mı somut bedenlere ? Peki kalp ne kadar sabit atar bir hayatta takılı kalmak suretiyle de olsa?... Ya peki her atış bir ok saplıyorsa tam da ruhuna, Veda edilemeyen onca anıya?.... Bir insan kaç kere aynı şeye ab-ı hayat hakkı sunar? Dinmeyen anılara kaç hayat yeter? Sahi bölünmüş bir kalp nasıl küllerinden doğar? Sözcükler,simgeler küçülürken büyür duygular... Ya peki en ince sızı nerededir hayatta, ...

Kızar mısın?

Esen deli rüzgarla birlikte ben de savruluyorum Sağdan sola ,soldan sağa Alıp götürüyor beni çok uzaklara Sen varsın baktığım her noktada yâr Sen varsın Aşka dair mısralar diziyor Sevdalı gönlüm Kızar mısın? Geveze kuşlar gibi serenin söylemekte yüreğim Kalbime adını işledim senden habersiz Anlar mısın? Gözlerimden süzülürken Aşk'ın kelamı Sözlerim ağlar ,kalemime dokundukça aşkın gözyaşları Gitsem gidemem ,kalsam sol yanım yaram Sensin sevgili ;yatama merhem,sensizlikteki tasam Anlar mısın? Kelimeler tuzak uçuşan duygularıma Sevdam  buruk,hicranı istemiyor zihnimin ufukları Seninle şenlenen hayallerim,seni beklemekte yar Duyar mısın                                                              Banu Yurtsever

ESKİMEYEN EŞYALAR

        Kültür geçmişimizden günümüze uzanan en önemli değerlerimizdendir.Biz kültürü iki ayrı kolda inceleriz;"Maddi Kültür" ve "Manevi Kültür". Bu yazı da ise maddi ve manevi kültürün kenetlendiği noktalar üzerinde duracağız .                Çoğu zaman eşyada kendi zamanımızın izlerine rastlarız.Atılan her eşyada geçmişimizden ya da ona yüklediğimiz anlamlardan da koptuğumuz yanılgısıyla bağlanırız bizi biz yapan eşyalara, Bu bağlamıştı yaşarken bir nesnenin sunduğu malzemeye hapsolmadın anlamsızlığı çoğu kez gözümüzden kaçan bir ayrıntıdır.  Adeta kendi kelepçemizi biz takarız ellerimize,bedenimize,ruhumuza,,,, Fakat bu ,vefa ile harmanlanan mutlu bir hapsoluştur.İnsana duyduğumuz vefa gibi eşyaya da bir "VEFA" borcumuz vardır. Vefa ile eşyaya sahip çıkmak da,eşyanın kölesi olup ona bağımlı olmak da aslında bize bağlıdır.        Mevlevihanelerde ,osmanlı geleneğinde , az fakat öz birçok anla...