Sessiz haykırışlar boğar bazen kelimelerini....Gözlere devreder tüm harfleri ve melodiye tüm geçmişini.... Bir "an"a gider ve hapsolursun mutluluk adına tüm duygularına... Alışamadan alıştım demeyi öğrenirsin hece hece.... Anılar mı ? Anılar ise bir bilmece... Peki göz pınarlarında kuruyan, akmayı unutmuş kendini hıçkırıklara gizleyen yaşlara ne demeli?... Nefesinin söyleyemediklerin adedince kesilmesinin karşılığı hangi sözlükte bulur yitirilen anlamını? Sahi,bir bakış yeter mi tüm geçmişi önüne sermeye ...? Resimlere değen hissiyatın soyut bakışı ulaşır mı somut bedenlere ? Peki kalp ne kadar sabit atar bir hayatta takılı kalmak suretiyle de olsa?... Ya peki her atış bir ok saplıyorsa tam da ruhuna, Veda edilemeyen onca anıya?.... Bir insan kaç kere aynı şeye ab-ı hayat hakkı sunar? Dinmeyen anılara kaç hayat yeter? Sahi bölünmüş bir kalp nasıl küllerinden doğar? Sözcükler,simgeler küçülürken büyür duygular... Ya peki en ince sızı nerededir hayatta, ...