Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Yaşlanmış Adam

Bir yaşlanmış adam ; Yaşlanan yıllarını sırtında taşıyan Öyle ki durduğu yerin önemi yok Öyle ki kendini bile unutmuş....... Güneşin karşısında gölge duruşunun farkında  Zaman gün batımı; Zaman hayallerin zamanı Öyle ki şehrin sesini kesen... Öyle ki saati duran.. Dalgalar; Etrafında günden güne artan binalara inat Kıyılarındaki çöplere inat Hala coşkulu Hala ümitvâr....... Ve bir gemi.... Umuda doğru giden Geçmişinden kaçan Hâlâ istikrarlı Hala sitemkâr.......                                  Banu Yurtsever

Kimliğin Biilmecesi

İnsan kendini ne kadar tanır? Ne kadar bilir içindeki okyanusları,mevsimleri bahçeleri baharları.... Peki çizebilir mi küçük bir fırçayla bembeyaz bir  tuvale her bir his dalgasını ? Aynı denizdeki dalgalar gibi haşmetli bir şekilde dökebilir mi,yeter mi? Siret surete bu kadar kolay aktarılabilir mi gerçekten..... Hadi bir yolculuğa çıkalım ,birer kâşifi olalım dünyamızın. Her keşifte bir fırça darbesi düşsün tablomuza,tüm özgürlük ve tüm farklılığıyla... Gerekirse uyumsuz gözüksün en başta ama tüm duygular özünü korusun istikrarla. Tüm hisler coşmasıyla  ve durulmasıyla yansısın bu resme. Sanatla konuşsun tüm duygular,fırçayla dillensin tüm arzular... Çizgiler öz benliğinden gelen damlalarla,özgürce atılan fırça darbeleriyle kuşatsın tuvali Şimdi bu esere kim sıradan bir resim der ki ? Görünüşe takılı kalan anlar mı mânanın tadını, verebilir mi bu tabloya o değeri?... Her fırça her boyayı kabullenmediği gibi her bakan da anlamıyor bu tablodan . Kalbiyle bakmalı ön...