Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SESSİZ HAYKIRIŞLAR

Sessiz haykırışlar boğar bazen kelimelerini....Gözlere devreder tüm harfleri ve melodiye tüm geçmişini.... Bir "an"a gider ve hapsolursun mutluluk adına tüm duygularına... Alışamadan alıştım demeyi öğrenirsin hece hece.... Anılar mı ? Anılar ise  bir bilmece... Peki göz pınarlarında  kuruyan, akmayı unutmuş kendini hıçkırıklara gizleyen yaşlara ne demeli?... Nefesinin söyleyemediklerin adedince kesilmesinin karşılığı hangi sözlükte bulur yitirilen anlamını? Sahi,bir bakış yeter mi tüm geçmişi önüne sermeye ...? Resimlere değen hissiyatın soyut bakışı ulaşır mı somut bedenlere ? Peki kalp ne kadar sabit atar bir hayatta takılı kalmak suretiyle de olsa?... Ya peki her atış bir ok saplıyorsa tam da ruhuna, Veda edilemeyen onca anıya?.... Bir insan kaç kere aynı şeye ab-ı hayat hakkı sunar? Dinmeyen anılara kaç hayat yeter? Sahi bölünmüş bir kalp nasıl küllerinden doğar? Sözcükler,simgeler küçülürken büyür duygular... Ya peki en ince sızı nerededir hayatta, ...

Kızar mısın?

Esen deli rüzgarla birlikte ben de savruluyorum Sağdan sola ,soldan sağa Alıp götürüyor beni çok uzaklara Sen varsın baktığım her noktada yâr Sen varsın Aşka dair mısralar diziyor Sevdalı gönlüm Kızar mısın? Geveze kuşlar gibi serenin söylemekte yüreğim Kalbime adını işledim senden habersiz Anlar mısın? Gözlerimden süzülürken Aşk'ın kelamı Sözlerim ağlar ,kalemime dokundukça aşkın gözyaşları Gitsem gidemem ,kalsam sol yanım yaram Sensin sevgili ;yatama merhem,sensizlikteki tasam Anlar mısın? Kelimeler tuzak uçuşan duygularıma Sevdam  buruk,hicranı istemiyor zihnimin ufukları Seninle şenlenen hayallerim,seni beklemekte yar Duyar mısın                                                              Banu Yurtsever

ESKİMEYEN EŞYALAR

        Kültür geçmişimizden günümüze uzanan en önemli değerlerimizdendir.Biz kültürü iki ayrı kolda inceleriz;"Maddi Kültür" ve "Manevi Kültür". Bu yazı da ise maddi ve manevi kültürün kenetlendiği noktalar üzerinde duracağız .                Çoğu zaman eşyada kendi zamanımızın izlerine rastlarız.Atılan her eşyada geçmişimizden ya da ona yüklediğimiz anlamlardan da koptuğumuz yanılgısıyla bağlanırız bizi biz yapan eşyalara, Bu bağlamıştı yaşarken bir nesnenin sunduğu malzemeye hapsolmadın anlamsızlığı çoğu kez gözümüzden kaçan bir ayrıntıdır.  Adeta kendi kelepçemizi biz takarız ellerimize,bedenimize,ruhumuza,,,, Fakat bu ,vefa ile harmanlanan mutlu bir hapsoluştur.İnsana duyduğumuz vefa gibi eşyaya da bir "VEFA" borcumuz vardır. Vefa ile eşyaya sahip çıkmak da,eşyanın kölesi olup ona bağımlı olmak da aslında bize bağlıdır.        Mevlevihanelerde ,osmanlı geleneğinde , az fakat öz birçok anla...

Bir Yaşlanmış Adam

Bir yaşlanmış adam ; Yaşlanan yıllarını sırtında taşıyan Öyle ki durduğu yerin önemi yok Öyle ki kendini bile unutmuş....... Güneşin karşısında gölge duruşunun farkında  Zaman gün batımı; Zaman hayallerin zamanı Öyle ki şehrin sesini kesen... Öyle ki saati duran.. Dalgalar; Etrafında günden güne artan binalara inat Kıyılarındaki çöplere inat Hala coşkulu Hala ümitvâr....... Ve bir gemi.... Umuda doğru giden Geçmişinden kaçan Hâlâ istikrarlı Hala sitemkâr.......                                  Banu Yurtsever

Kimliğin Biilmecesi

İnsan kendini ne kadar tanır? Ne kadar bilir içindeki okyanusları,mevsimleri bahçeleri baharları.... Peki çizebilir mi küçük bir fırçayla bembeyaz bir  tuvale her bir his dalgasını ? Aynı denizdeki dalgalar gibi haşmetli bir şekilde dökebilir mi,yeter mi? Siret surete bu kadar kolay aktarılabilir mi gerçekten..... Hadi bir yolculuğa çıkalım ,birer kâşifi olalım dünyamızın. Her keşifte bir fırça darbesi düşsün tablomuza,tüm özgürlük ve tüm farklılığıyla... Gerekirse uyumsuz gözüksün en başta ama tüm duygular özünü korusun istikrarla. Tüm hisler coşmasıyla  ve durulmasıyla yansısın bu resme. Sanatla konuşsun tüm duygular,fırçayla dillensin tüm arzular... Çizgiler öz benliğinden gelen damlalarla,özgürce atılan fırça darbeleriyle kuşatsın tuvali Şimdi bu esere kim sıradan bir resim der ki ? Görünüşe takılı kalan anlar mı mânanın tadını, verebilir mi bu tabloya o değeri?... Her fırça her boyayı kabullenmediği gibi her bakan da anlamıyor bu tablodan . Kalbiyle bakmalı ön...