Güneşli bir nisan sabahıydı. Dışarıda kuşlar cıvıldıyor, oyun çığlıkları duyuluyordu. O gün, başına geleceklerden habersizce kalktı. Ve sevinçle hazırlanmaya başladı. Siz de bilirsiniz elbet; Güneş her zaman parlaktır. Yoksa değil midir? Eskiden gözlerini ışığa diktiğinde bazen yeşil ve mor olduğunu da görmüştü. O zamanlar yalanların ortasında bir gerçek arıyordu. Şimdi ise çoktan vazgeçmiş, her gün doğan kainat nuru altında yalnızca yoluna odaklanmıştı. Ne mutluluklar ne de hüzünler samimi gelmiyordu. Ka ybolmuştu. Alabildiğine uzayan yollar ortasında her adımı yabancıydı. Düşüncelerini adımlarının önüne katarak yürüyüşünü hızlandırdı. Bu hızın ortasında ona bir el uzandı. Saçları yağmur toplayan bulutlar gibiydi. Cebini yokladı. Yanına hiç para almamıştı. Bazen acele zamanların içinde yalnızca kendini unutmuyordu. -Hastayım yavrum, ilaç alamıyorum. Lütfen yardım et -Allah versin amca Dedi ve hızlıca ilerledi. Arkasından yeniden bağırdı -...