Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İÇİNDEKİ ÇOCUKLA DİNLE

        İÇİNDEKİ ÇOCUKLA DİNLE Hey  Çocuk! Dinle hikayemi ! Hiç duymadğıın bir masal şimdi kulaklarında. Tüm azalarınla dinle ama . Varlığını ruhumda hissedeyim bir anlığına. Hoş,dinlemesen de anlatacağım ama, sen yine de kulak ver bu hayata! Zaman olur,herşey toz pembe gider hayatında. Hayal ile gerçek karşılaşmasında kalbinde sonuç her zaman bellidir  . Çünkü aslında kalbin de bu hayata değil hayale ait bir parçadır bu surette. Ama gel gör ki gerçeklerin zemininde, hayalin gölgesinde yaşadığın bir yerdir yaşam dediğin. Hayal kura kura gerçekleri yaşarsın ve sen ne olup bittiğini anlamadan zaman daralır,günler hızlanır ve bir bakarsın ki ömür tükene tükene geride sadece bir kül parçası bırakır. İşte o kül parçasına varana kadardır hayat dediğin . O kül parçası ise senin mevlidin . Sen kendini yaka yaka bir anka kuşu misali tüketirsin yaşamı  nefesini ve seni bekleyen vuslatla ardında bırakırsın bedenini. Ama ruh! Ruh ve Kalb onlara ...

YAŞAM ESİNTİLERİ

Hayat kimi zaman inişli çıkışlı bir yol kimi zaman dalgalı deniz kimi zaman da mevsimlerin elinde bir bÂziçe olarak karşımıza çıkan bir süreçti. Genç kız yazı bekleyenlerin gökkuşağına hasret kaldıkları bir zamanda içinde dinmeyen bir bahar esintisi hissetmişti. Yaptığı her ne ise ona kalbiyle yaklaşır ,işini kendi duygusuna inandığı kadar sebatla yapar ve bitirirdi. İçindekiler bazen bir tablo bazen bir roman bazen ise bir şarkı olup karşısına çıkıyordu. Hislerini kimi zaman titrek bir nefesin verdiği heyecanla kimi zaman duaya karışan hayali ile kimi zaman da nefretinin verdiği süratle eserine yansıtıyordu. Meltem rüzgarının gönlüne değdirdiği o ince,narin nevazişi artık her yerde arar olmuştu. Bu,tüm azalarının merhemiydi. Ömrünün baharındaki genç kız her bahar mevsiminde kendisini bir kez daha tanımanın mutluluğunu yaşıyordu. Fakat aklının bir köşesinde hayata daima soruları bulunurdu; Neden sadece bahar mevsimini merak ediyordu? Niye meltem rüzgarının esintisini bu kad...

Zaman Treni

Bir metro istasyonundasın Seni hayata yetiştirecek olan treni bekliyorsun Fakat bu zaman treninin hızı da ne ?! Onun hızıyla birlikte koşuyorsun,durduramıyorsun... Ümitle koşuyorsun tabana kuvvet diyorsun Ve sonra geçip giden trenin ardından, Geçip giden zamanın ardından, Sen sadece bakakalıyorsun Banu Yurtsever

MUTLULUĞUN ANAHTARI

 İnsan kalemi nasıl eline alır ve hayatını nasıl yazmaya koyulur? Gerçek bir hayat sayfalara aktarılabilir mi gerçekten? Burası belirsiz olsa da insan alışkanlıklarına muhtaçtır aslında. Özlem ağır bir yüktür sonuçta hafiflemesi için bölüşür sayfalarla. Edebiyatı içinde hissettiğin ,kitap kokusunun ruhuna  yayıldığı  zaman hasret   usulca an be an kendini belli eder. Büyüleyici olan belki sevginin gücü,belki özlemin ertelenip büyümüş hali belki de içimizdeki isteklerin yoksunluğudur... Bugün hem acıdım hem güldüm halime ama mutluydum o  içinde bulunduğum ve çıkmak istemediğim sahtelikte. Umutlandım bir acaba muştusu duyunca kalbimde, sonra gerçek yansıdı ayineme ,tarumar ve perişan bir biçimde. Unuttun dedim kendi kendime burası dünya sonuçta. Hayaller de yalanlar da çok iyi gelir buraya . Sihirli bir dokunuş gibi sunar tüm yansımaları avcumuza. Ve biz o büyüyü en doruk noktada hissederiz yaşamak istediğimiz her anda.  Hayaller her ne kadar tat...

LÂHZÂ-YI ÂRÂM

Hayat kimi zaman inişli çıkışlı bir yol kimi zaman dalgalı bir deniz kimi zamanda mevsimlerin elinde bir bÂziçe olarak karşımıza çıkan bir süreçti.   Genç kız, yazı bekleyenlerin gökkuşağına hasret kaldıkları bir zamanda içinde dinmeyen bir bahar esintisi hissetmişti.    Yaptığı ne ise ona kalbiyle yaklaşır ve işini, kendi duygusuna inandığı kadar sebatla yapar ve bitirirdi. İçindekiler; bazen bir tablo,bazen bir roman bazen ise bir şarkı olup karşısına çıkıyordu.     Hislerini,kimi zaman titrek bir nefesin verdiği heyecanla kimi zaman duaya karışan hayali ile kimi zaman da nefretinin verdiği süratle eserine yansıtıyordu. Meltem rüzgârının gönlüne değdirdiği o ince,narin nevazişi artık her yerde arar olmuştu. Bu tüm azalarının merhemiydi. Ömrünün baharındaki genç kız her bahar mevsiminde kendisini bir kez daha tanımanın mutluluğunu yaşıyordu. Fakat aklının bir köşesinde daima hayata soruları bulunurdu. Neden sadece bahar mevsimini merak ediyordu? Niye...

İP ÜSTÜNDE HAYALET

Öyle bir gerçeklikle yoğrulmuşu z ki        Hayale meyl eden tüm kanatlar kırık İçinde suç işlemişcesine bir mahçupluk, Nefsi nefesine karıştırırcasına bir mahbubluk Ve ikisinin muhteşem arbede sahnesi şimdi kulaklarımda bir boşluk. Şeffaflığa öylesine muhtacız ki, sıyrılmaya tüm korku perdelerinden. Korkusuz olmaya hayata Ve cesaret katmaya yaşama İlmek ilmek örerek sarmalı boynumuza Korkuyu yaşatıyoruz tüm azalarımıza. Hayat bu; Bir yanı hayal bir yanı suç bir yanı mabet bir yanı mevt İnsan bu ip üstünde hayalet Şimdi sen bu tabloyu hayal et Zihninde canlansın tüm azamet. Sokaklara dalıyor,bilinmezliğin özgürlüğünde uçuyorum Kalbimi sana adıyorum; Ey bitmek bilmeyen tasannum. Gözler ok gibi bir nişancı gibi Süzüyor her yeri Sahi neydi bu  dilberi Mest eden hayali? Bir güvercin misali kanatlanıyor isteği Şimdi tüm hevesi Sonsuz mabetlere yönelen Bir tuba çiçeği. Banu Yurtsever

Bir Duygu Sarhoşluğu

Leylin büyüsüne kapılmış gidiyorum Büsbütün bir yalnızlık istiyorum Dilimde kilitli cümleler seziyorum Gönlümü kaptırdım da gidiyorum Ey leyl! Tarifi imkansız duygular içindeyim Bir boşluk ki dile gelmeyen sözcüklere divaneyim Bir buse sıcaklığında hararetteyim, Duyulmayan tınılar içinde bir avareyim. Kendimi kendime anlatamaz oldum Bir soru çukurunda aniden boğuldum Kelimeler kifayetsiz… Bir melodi,kulağımda kesik kesik… Ben bu dünyaya biçare doğdum Elimde bir baziçe kalbimi buldum Oynadıkça kırıldım Kırıldıkça kavruldum Kavruldukça,mahvoldum. Yandım ,tükendim Tükendikçe savruldum   Etrafımda döndüm durdum Yine kendimi leyl de buldum                                                                  BANU YURTSEVER

Yeşilin En Güzel Süsü

Ormanlar yeşilin evi olmuş. Selvi boylu ağaçlarıyla kuru rüzgarlarıyla renklerin anlam kazandığı,mis gibi toprak kokusunu barındıran ormanlar.Issız geceleri,kuş cıvıltılı gündüzleriyle hayata mola vermek isteyenlerin yeri. Dünyada iken cennetten manzaraların seyredildiği bir mola yeri. ''Altından nehirler akan ağaçlar'' diye tasvir edilmiş bu cennet köşesi dünyevi meşgalelerden kaçıp başımızı göğsüne dayadığımız; uzunlu kısalı ağaçların gölgesinde dinlendiğiniz eşsiz bir mekan        Bol oksijenli,etrafa sarılmış kozalaklarıyla çam kokulu bu doğa harikası genelde dağ ve tepeliklerin koynunda bizleri beklemekte. Şehirden bakıldığında bile göze gönüle ferahlık veren manzarasıyla hep yanımızda olduğunu hissettirmekte. Her baktığımızda hep orada olduklarını bildiğimiz için mi hiç kaybetmekten korkmadık ağaçları. Bir ağacın fidanını dikmek tabiatın süsünü oluşturmaya başlamaktı. Oysa ki konuşsalar anlatacakları kim bilir ne çok sözleri vardır? -Biz bir doğal hazineyiz ...

İNANÇ VE ÖZGÜRLÜK

Sabah,içinde bir kuşku ve sıkıntı ile güne başlamıştı. Sanki onu yapacaklarından alıkoyan bir şey olacaktı. Yapmak isteyip yapamadıkları kendi içindeki tartışmayı başlatacaktı.İlk önce çözümü düşünmemekte  aradı, olmadı. Daha sonra  yeni bir şey yapmak istedi gene olmadı. Gözle görülmeyen,kulakla duyulmayan bir engel vardı. Etrafındaki insanların ona sessiz ve habersiz bakmasını istemiyordu çünkü içi kıpır kıpır ve tamamen özgürdü. Fakat özgür duygularının, içine tutsak kalmasının nedenini bir türlü anlayamıyordu. O gün neşe , ilk defa yaşadığı bu duyguların çözümsüz kalacağı endişesini içinde yaşayarak dışarıya doğru adımlarını hızlandırdı. Yürüyerek sebepsiz ve nedensiz bir endişeyle okuluna gidiyordu. İçi haykırıyor, dışı yanıyordu adeta. İşe kendine inanmakla başlamalıydı    -Tasalanma ey kalbimin içi metanetini bozma... Dilinde sürekli bu cümle tekerrür ederek  dalgınca yoluna devam ederken onu bu duygu dünyasından ve dalgınlığından çıkaran bir nidaya...