Gecenin asude derinliklerinde yalnızlıkla refik, sessizliğin ve karanlığın suyundan içmeye talibim bu gece.
Geceyi dinliyorum, sessiz çığlıklarımla...
Sokak lambasının etrafında pervane olan sinekler, kelebekler. Karanlıkta duran ağaçlar, sessizce uçuşan yarasalar. Tıknefes kalmış puslu gökyüzü, uzaklarda kalan hareketsiz dağlar, denizin hırçın dalgaları, yollar... Tek tek karanlığa gömülen evler, kabristandaki mezarlar, hastane ışıkları, yağmur damlacıkları... Caddeden geçen tek tük arabalar, dünya panayırında şaşkın ve durgun yüreğim, lisan-i haliyle ne der acaba?
Dünyaya gece perdesinin çekildiği şu an, şu fani âleme nazarlarını çevirmiş görünmez yazıcılar ne der acaba?
Gaflet yükünün insanlığın üzerinden kalkması için dua eder mi?
Ey ehl-i dünya! Rüyalarında neler var? Bir daha uyanmamaya hazır mısın? Yoksa son nefesinde umudunu kesmeyen hastalar gibi dünyevi rüyalar ve hülyalar peşinde misin?
Sessiz ve zifiri karanlıktan korkan nefs, aslında sen kabirden korktuğunu kendine neden itiraf edemiyorsun!
Şimdi oyuncak kafesindesin diye kendini emniyette mi zannediyorsun?
Gece ve sessizlik!
Sessizlik ve ölüm!
Gece ve ölüm!
Ölüm mü geceyi hatırlatır, ölü gibi lisan-i haliyle konuşan gece mi ölümü hatırlatır bilinmez...
Yorumlar
Yorum Gönder