Ana içeriğe atla

Gece Ve Sessizlik


Gecenin asude derinliklerinde yalnızlıkla refik, sessizliğin ve karanlığın suyundan içmeye talibim bu gece.

Geceyi dinliyorum, sessiz çığlıklarımla...
Sokak lambasının etrafında pervane olan sinekler, kelebekler. Karanlıkta duran ağaçlar, sessizce uçuşan yarasalar. Tıknefes kalmış puslu gökyüzü, uzaklarda kalan hareketsiz dağlar, denizin hırçın dalgaları, yollar... Tek tek karanlığa gömülen evler, kabristandaki mezarlar, hastane ışıkları, yağmur damlacıkları... Caddeden geçen tek tük arabalar, dünya panayırında şaşkın ve durgun yüreğim, lisan-i haliyle ne der acaba?

Dünyaya gece perdesinin çekildiği şu an, şu fani âleme nazarlarını çevirmiş görünmez yazıcılar ne der acaba?
Gaflet yükünün insanlığın üzerinden kalkması için dua eder mi?

Ey ehl-i dünya! Rüyalarında neler var? Bir daha uyanmamaya hazır mısın? Yoksa son nefesinde umudunu kesmeyen hastalar gibi dünyevi rüyalar ve hülyalar peşinde misin?

Sessiz ve zifiri karanlıktan korkan nefs, aslında sen kabirden korktuğunu kendine neden itiraf edemiyorsun!

Şimdi oyuncak kafesindesin diye kendini emniyette mi zannediyorsun?

Gece ve sessizlik!
Sessizlik ve ölüm!
Gece ve ölüm!
Ölüm mü geceyi hatırlatır, ölü gibi lisan-i haliyle konuşan gece mi ölümü hatırlatır bilinmez... 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zaman Treni

Bir metro istasyonundasın Seni hayata yetiştirecek olan treni bekliyorsun Fakat bu zaman treninin hızı da ne ?! Onun hızıyla birlikte koşuyorsun,durduramıyorsun... Ümitle koşuyorsun tabana kuvvet diyorsun Ve sonra geçip giden trenin ardından, Geçip giden zamanın ardından, Sen sadece bakakalıyorsun Banu Yurtsever

İslam Ve Huzur

İslamda sonsuz inanma, güvenme vardır. Bu sonsuz inanç ve güven teslimiyeti, teslimiyet razı olmayı öğretir. İslamiyeti tanıdıkça ve yaşadıkça huzurun asıl tanımını öğreniriz.  ‘’iman hem nurdur hem kuvvettir hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir’’ sözünde dediği gibi iman, insana hem nurundan saçar Hem de eline bir kuvvet verir ki o da huzurdur. İnsan teslimiyet ile tevekkülü öğrenir ve yaşatır hayatının her anında. Omuzlarındaki yük kalkınca içindeki huzurun kat ve kat Arttığını görürüz. Şükürü, insaniyeti öğretir. Sonra mütevazı ve alçak gönüllü olmanın safhaları ve   basamaklarını. Basamakları çıkarken  tek, tek  farkında olmadan hayatı öğreniriz. Hayatımızı ve amacını. Amacımızı öğrendiğimizde de imanımızı arttırmanın yollarını arar ve gerçek islamın amacı ile karşılaşırız. Unutmayın islam ve huzurun olmadığı ortamda  bir peygamber vasfı olan güvenilirlik de olmaz.

RENK GEÇİŞİ

  "Kimsenin oturamayacağı evler yapıyordu. Dokununca dağılan evler. Kül renginde, kendi de kül olan evler. Hani terastan Boğaz'a bakarsınız ya; işte öyle, insana susamış evler. Alev alev evler.'' Manzarasına tutkun... Bir dağ yamacında hayaline vurgun... Coşan dalgalar bir tuvalde hayatını çizerken o, bu mutluluğa uçurum kadar uzak, gözünün değdiği yer kadar yakın... Kanatlanışı ölüm kadar yasak... Seyrinde kaldığı hayatında tüm bakışlardan kaçarken uzak iklimlerin yakın seslerini duyuyordu. Haykırışların yankısı büyüktü. Ne olursa olsun değişmeyen tek gerçek vardı; Ayrıntılarla çok uğraşıyordu. Hayatı fazla ciddiye almaya gelmezdi. Çizdiği evler kül olurken kendini yakmasına gerek yoktu. Sevinciyle üzüntüsüyle bir değerden çok fazlalık gibi kalıyordu. Zihninin içinde yaşıyordu. İnsana hararette kızıl kum alevinde demirden oksitlenmiş toprakların içinde durmadan volta atıyordu. Kendisi dışında tüm hayatlara basıp geçmişti. Kaçak gözlerin gömülü olduğu mez...