Ana içeriğe atla

Bulutsu Hülyalar





Bulut olmak isterdim gökyüzünde, içime rahmet tanecikleriyle. Ağlamak isterdim doyasıya yeşil çimenlerin, çiçeklerin bir gülüşü için. Ve   gökyüzünün   şimşekleri  ellerimin altında.  İnsanların duygularına tercüman ve habercisi mevsimin. Sonrasında ise her mevsimde ayrı rahmet taneciklerini, gökyüzüyle buluşturmak. Evet bulut olmak isterdim bazen güneşin altında saklanan. Yükselen yağmur dualarına vesile olmak… Dört gözle beklenen, insanlara iç ferahlığını küçük bir göz kırpmayla bildiren ve sevindiren. Çiçeklere canlılık katan yağmurların, yeryüzünün gelinlik giydiği ve ardında kartopu oynayan çocukların nasiplendiği karların gökyüzünden yeryüzüne inişi olmak isterdim.

Yağmur damlalarının gözünden yakamozu seyretmek isterdim bir bahar gecesinde. Boncuk boncuk katrelerle çölün bağrına düşmek, bir gülücük olmak isterdim. Melek kanatlarında süzülerek tertemiz yavruların yanaklarına. Ve buse kondurmak toprağın kurumuş dudaklarına. Bulutun hüzün yüklü danelerinde çoğalmak. Çoğalıp yaratılmış her varlığa ulaşmak isterdim.

Bulutlar… ah şu bulutlar, tıpkı benim duygularım gibiler. Bazen buz gibi katı ve sert… Bazen su damlacıkları gibi yumuşak ve duygusal…  Bazen  tüy kadar hafif… bazen kendisini bile taşıyamayacak kadar ağır ve dolu. Bazen bembeyaz… bazen kapkara… bulutlara sorulsa onlarda ‘’BEN,, olmak ister miydi acaba?...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zaman Treni

Bir metro istasyonundasın Seni hayata yetiştirecek olan treni bekliyorsun Fakat bu zaman treninin hızı da ne ?! Onun hızıyla birlikte koşuyorsun,durduramıyorsun... Ümitle koşuyorsun tabana kuvvet diyorsun Ve sonra geçip giden trenin ardından, Geçip giden zamanın ardından, Sen sadece bakakalıyorsun Banu Yurtsever

İslam Ve Huzur

İslamda sonsuz inanma, güvenme vardır. Bu sonsuz inanç ve güven teslimiyeti, teslimiyet razı olmayı öğretir. İslamiyeti tanıdıkça ve yaşadıkça huzurun asıl tanımını öğreniriz.  ‘’iman hem nurdur hem kuvvettir hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir’’ sözünde dediği gibi iman, insana hem nurundan saçar Hem de eline bir kuvvet verir ki o da huzurdur. İnsan teslimiyet ile tevekkülü öğrenir ve yaşatır hayatının her anında. Omuzlarındaki yük kalkınca içindeki huzurun kat ve kat Arttığını görürüz. Şükürü, insaniyeti öğretir. Sonra mütevazı ve alçak gönüllü olmanın safhaları ve   basamaklarını. Basamakları çıkarken  tek, tek  farkında olmadan hayatı öğreniriz. Hayatımızı ve amacını. Amacımızı öğrendiğimizde de imanımızı arttırmanın yollarını arar ve gerçek islamın amacı ile karşılaşırız. Unutmayın islam ve huzurun olmadığı ortamda  bir peygamber vasfı olan güvenilirlik de olmaz.

RENK GEÇİŞİ

  "Kimsenin oturamayacağı evler yapıyordu. Dokununca dağılan evler. Kül renginde, kendi de kül olan evler. Hani terastan Boğaz'a bakarsınız ya; işte öyle, insana susamış evler. Alev alev evler.'' Manzarasına tutkun... Bir dağ yamacında hayaline vurgun... Coşan dalgalar bir tuvalde hayatını çizerken o, bu mutluluğa uçurum kadar uzak, gözünün değdiği yer kadar yakın... Kanatlanışı ölüm kadar yasak... Seyrinde kaldığı hayatında tüm bakışlardan kaçarken uzak iklimlerin yakın seslerini duyuyordu. Haykırışların yankısı büyüktü. Ne olursa olsun değişmeyen tek gerçek vardı; Ayrıntılarla çok uğraşıyordu. Hayatı fazla ciddiye almaya gelmezdi. Çizdiği evler kül olurken kendini yakmasına gerek yoktu. Sevinciyle üzüntüsüyle bir değerden çok fazlalık gibi kalıyordu. Zihninin içinde yaşıyordu. İnsana hararette kızıl kum alevinde demirden oksitlenmiş toprakların içinde durmadan volta atıyordu. Kendisi dışında tüm hayatlara basıp geçmişti. Kaçak gözlerin gömülü olduğu mez...