Ana içeriğe atla

Bir resim karesinde Hayat



Mutluluklar  ,üzüntüler  hayatımıza damgasını vurabilecek olan diğer tüm olaylar , hepsi birer resim çerçevesi içinde. Hepsinin çıkardığı tablo farklı , birbiriyle örtüşen hiç yok … Her olay farklı duygulara neden olabileceği gibi her tür boya kalemin den akan mürekkeb  ,resime  farklı dokunuşlar katıyor. Farklılıkları ön plana çıkarıyor, zenginleştiriyor.

Ve bir resim çerçevesi; hiç olmadığı kadar sabit ve donuk.  Ama bir o kadarda duyguların aynası.. 

Çünkü insan elinde olmadan da olsa kendi resmini  çizdikten sonra içindeki hayal ve duygu dünyasının dışarıya etkisini görüyor, çizdiği resim kağıdında. 

Manzaradaki  parçaların oluşturduğu bütün,  yine bir insanı gösteriyor. Çünkü insan hissiyatıyla bir resim ortaya koyabiliyor, bir  sanat çıkarabiliyor.

Siyah beyaz bir manzara eskileri hatırlatıyor doya doya. Ve renklerin muhteşem uyumuna sahiplik yapıyor küçük bir beyaz kağıtta.

Gizemli oluyor kimi zaman çözümlenmeyi bekleyen, kimi zaman içine çekiyor gözümüzü aydınlatan, gönlümüzü  ferahlatan renklerle.  .

 En masum en saf resimler ise çocukların çizdiği basit ama güzel resimler oluyor.  Çünkü el değmemiş  hayatlardan çocukların iç dünyalarını  almak, anlamak bir  o kadar kolay oluyor. Nasılsalar  öyle  görünüyor  ve öyle yansıtıyorlar



Hayatımız da bir resim çerçevesi bütün renkleri, içinde büyük bir ihtişamla barındıran. Ve keşfedilmemiş  uyumları keşfetmemizi sağlayan.

Bir tabloda  nasıl boyalar ve renkler ile sanat haline geliyor ise, bir yazı  da süslü kelimeleri ile sanat haline geliyor. 

Peki size sorulsa hayatınızın hangi resimleştirilmiş karesini kağıdınıza dökmek isterdiniz ?

Ya da yaşamınızın  hangi karesinin  boyalarla kalıcı hale gelmesini isterdiniz?

Bir düşünün eğer hayatınızı bir sanata çevirmek isteseydiniz  dışarıdaki toplum hayatına nasıl sunmak isterdiniz?......



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zaman Treni

Bir metro istasyonundasın Seni hayata yetiştirecek olan treni bekliyorsun Fakat bu zaman treninin hızı da ne ?! Onun hızıyla birlikte koşuyorsun,durduramıyorsun... Ümitle koşuyorsun tabana kuvvet diyorsun Ve sonra geçip giden trenin ardından, Geçip giden zamanın ardından, Sen sadece bakakalıyorsun Banu Yurtsever

İslam Ve Huzur

İslamda sonsuz inanma, güvenme vardır. Bu sonsuz inanç ve güven teslimiyeti, teslimiyet razı olmayı öğretir. İslamiyeti tanıdıkça ve yaşadıkça huzurun asıl tanımını öğreniriz.  ‘’iman hem nurdur hem kuvvettir hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir’’ sözünde dediği gibi iman, insana hem nurundan saçar Hem de eline bir kuvvet verir ki o da huzurdur. İnsan teslimiyet ile tevekkülü öğrenir ve yaşatır hayatının her anında. Omuzlarındaki yük kalkınca içindeki huzurun kat ve kat Arttığını görürüz. Şükürü, insaniyeti öğretir. Sonra mütevazı ve alçak gönüllü olmanın safhaları ve   basamaklarını. Basamakları çıkarken  tek, tek  farkında olmadan hayatı öğreniriz. Hayatımızı ve amacını. Amacımızı öğrendiğimizde de imanımızı arttırmanın yollarını arar ve gerçek islamın amacı ile karşılaşırız. Unutmayın islam ve huzurun olmadığı ortamda  bir peygamber vasfı olan güvenilirlik de olmaz.

RENK GEÇİŞİ

  "Kimsenin oturamayacağı evler yapıyordu. Dokununca dağılan evler. Kül renginde, kendi de kül olan evler. Hani terastan Boğaz'a bakarsınız ya; işte öyle, insana susamış evler. Alev alev evler.'' Manzarasına tutkun... Bir dağ yamacında hayaline vurgun... Coşan dalgalar bir tuvalde hayatını çizerken o, bu mutluluğa uçurum kadar uzak, gözünün değdiği yer kadar yakın... Kanatlanışı ölüm kadar yasak... Seyrinde kaldığı hayatında tüm bakışlardan kaçarken uzak iklimlerin yakın seslerini duyuyordu. Haykırışların yankısı büyüktü. Ne olursa olsun değişmeyen tek gerçek vardı; Ayrıntılarla çok uğraşıyordu. Hayatı fazla ciddiye almaya gelmezdi. Çizdiği evler kül olurken kendini yakmasına gerek yoktu. Sevinciyle üzüntüsüyle bir değerden çok fazlalık gibi kalıyordu. Zihninin içinde yaşıyordu. İnsana hararette kızıl kum alevinde demirden oksitlenmiş toprakların içinde durmadan volta atıyordu. Kendisi dışında tüm hayatlara basıp geçmişti. Kaçak gözlerin gömülü olduğu mez...