Ana içeriğe atla

NAS


Sizi farklı kişiliklere bürüyen insanlar oldu mu ?
Değerlerinizi diğerlerinizle değiştiren,zaman zaman sizi sizden soğutan...
Kendi beğenilerine soktuğu kalıplara girmediğiniz sürece üstünüze gelen...
Kendi gücünüzle sizi güçsüz kılan...
Siz her gözünüzden akan damlada bir and imzalarken bir daha öyle olmayacağına dair,
Her bakanın sizi gördüğünü zannederek gözünde sıfırlayan ''KUN'' lar oldu mu ?

Ya da...
Kalıp dışı her özgürlüğünüze bir ket vuran
Sizi sınıflandırmadan ,yalnızca insan olduğunuz için anlamaya çalışmayan
Kimi zaman kendinize dönüp ''Ya dur bir dakika ben kimin hayatını yaşıyorum?'' dedirten...
Bazen çocuk gibi pohpohlayıp hiçbir şey olmamış gibi ortak güzellik adına sizin öznelliğinizi yıkan ''ÖZ''ünüzü hiç sayan ''YALNIK'lar oldu mu ?

Hayatta kötülüklere,  size kötü gelen olaylara,
Sizi yıpratan,sizi savunmasız bırakan kişilere,
Bazen kendi kendinizin psikoloğu olmayı öğreten,
Ama bunu yaparken yanınızda olmak yerine karşıda bir öğretmen olan,
Hayatta ilerlerken savaş kazana kazana ilerliyormuşsunuz gibi hayatı bir mücadele olarak gösteren,
''KİŞİLİK''ler oldu mu?

Hayatınızda
 ''Biz birlikte güzeliz''deyip, her işi birlikte yaptığınız ,
Her şeyin anlayışla karşılanıp fikirlerin önemsendiği,
Emeğinizi ekmeğinize döndürüp ortak güzelliğe ulaştığınız,
Fakat her şey bittiğinde sizi de emeğinizi de yok sayan
Gerçeği nisyan vasfı  ile unutan
''Yalnız Ben'' demeyi her şeyden çok seven
Farketmeden de olsa sizi işlerinizde sıfırlayan
Şaşan ''BEŞER''ler oldu mu?

Tüm bunlara mukabil...

Sizi sadece siz olduğunuz için seven,
Yapay sözcüklere sığınmadan sizi anlayan ve saygı duyan,
Bir insanın başka birinin hayatına girerken boşuna girmediğinin farkında olan,
Ruhunuzu tanıyıp tüm yargıları geride bırakarak sizi gören,
Dünyaya bir kere gelindiğinin bilincinde olan
Değerlerinizi kabul edip, samimiyetini tüm samimi niyetlerinde belli eden
İçinize mutluluk sebebi olup ,kahkahalarınızı,mutluluklarınızı arttıran
Size kalbiyle gelen ''İNSANLAR'' oldu mu?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zaman Treni

Bir metro istasyonundasın Seni hayata yetiştirecek olan treni bekliyorsun Fakat bu zaman treninin hızı da ne ?! Onun hızıyla birlikte koşuyorsun,durduramıyorsun... Ümitle koşuyorsun tabana kuvvet diyorsun Ve sonra geçip giden trenin ardından, Geçip giden zamanın ardından, Sen sadece bakakalıyorsun Banu Yurtsever

İslam Ve Huzur

İslamda sonsuz inanma, güvenme vardır. Bu sonsuz inanç ve güven teslimiyeti, teslimiyet razı olmayı öğretir. İslamiyeti tanıdıkça ve yaşadıkça huzurun asıl tanımını öğreniriz.  ‘’iman hem nurdur hem kuvvettir hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir’’ sözünde dediği gibi iman, insana hem nurundan saçar Hem de eline bir kuvvet verir ki o da huzurdur. İnsan teslimiyet ile tevekkülü öğrenir ve yaşatır hayatının her anında. Omuzlarındaki yük kalkınca içindeki huzurun kat ve kat Arttığını görürüz. Şükürü, insaniyeti öğretir. Sonra mütevazı ve alçak gönüllü olmanın safhaları ve   basamaklarını. Basamakları çıkarken  tek, tek  farkında olmadan hayatı öğreniriz. Hayatımızı ve amacını. Amacımızı öğrendiğimizde de imanımızı arttırmanın yollarını arar ve gerçek islamın amacı ile karşılaşırız. Unutmayın islam ve huzurun olmadığı ortamda  bir peygamber vasfı olan güvenilirlik de olmaz.

RENK GEÇİŞİ

  "Kimsenin oturamayacağı evler yapıyordu. Dokununca dağılan evler. Kül renginde, kendi de kül olan evler. Hani terastan Boğaz'a bakarsınız ya; işte öyle, insana susamış evler. Alev alev evler.'' Manzarasına tutkun... Bir dağ yamacında hayaline vurgun... Coşan dalgalar bir tuvalde hayatını çizerken o, bu mutluluğa uçurum kadar uzak, gözünün değdiği yer kadar yakın... Kanatlanışı ölüm kadar yasak... Seyrinde kaldığı hayatında tüm bakışlardan kaçarken uzak iklimlerin yakın seslerini duyuyordu. Haykırışların yankısı büyüktü. Ne olursa olsun değişmeyen tek gerçek vardı; Ayrıntılarla çok uğraşıyordu. Hayatı fazla ciddiye almaya gelmezdi. Çizdiği evler kül olurken kendini yakmasına gerek yoktu. Sevinciyle üzüntüsüyle bir değerden çok fazlalık gibi kalıyordu. Zihninin içinde yaşıyordu. İnsana hararette kızıl kum alevinde demirden oksitlenmiş toprakların içinde durmadan volta atıyordu. Kendisi dışında tüm hayatlara basıp geçmişti. Kaçak gözlerin gömülü olduğu mez...